ELEŞTİRİLER


 2 Temmuz’dan beri denizdeyiz. Projenin ilk bölümünün bitimine 6 gün kaldı ve şimdiye kadar gerçekleştirdiklerimizden son derece memnunum. Bu arada bir kaç yerden eleştiriler gelmeye başladı: Ekipteki bir çok eleman yapılan inceleme konusunda tecrübesiz… Bir mankenin böyle bir çalışmada ne işi var… Kültür Bakanlığı bu çalışmaları web sitesinde yayınlayarak hırsızlara davetiye çıkarıyor… gibi.

Açıklayayım:

Gerçekleştirmekte olduğumuz bu görüntüleme – arşivleme çalışmasını aslında üç kişi yapıyor: Berta, Harun ve ben. Bu üç kişiye yakından bakacak olursak şunları gözleyeceğiz:

Ben yirmibeş yıldır sualtı arkeoloji dünyasındayım. Bu süre içinde 7000in üstünde bu gaye için dalış yaptım. Eminim ki sualtı arkeolojisi için Türkiye’de benden fazla dalış yapmış insan yoktur. Akdeniz ve Ege’de tespit edilmiş batıkların hemen hemen hepsinin tespitinde görev aldım veya bizzat buldum. 3300 yıllık Uluburun Batığı başta olmak üzere 1975’ten beri Türkiye’deki her sualtı kazısında görev aldım. Kısacası kendini sualtı arkeolojisine adamış bir araştırmacıyım.

Berta İspanya devleti adına kazılar yönetmiş bir arkeolog. Yedi yıldır sualtı dünyasında. O kadar başarılı ki, sualtı arkeolojisinin kurucusu Prof. George Bass en önemli kazısı olan Serçe Limanı Cam Batığı’nın yayınını Berta ile paylaşıyor.

Harun ise onaltı yıldır sualtı arkeolojisinin içinde ve Türkiye’nin bu konudaki en önemli araştırmacılarından birisi. Daha fazlasını söylemeye gerek yok.

Dolayısıyla ben bu çalışmanın tümünü bu üç kişilik ekiple yapabilirim. Nitekim 1996 – 1999 yılları arasındaki ön çalışmaları yukarıdaki üçlüye ek Enstitünün teknik elemanı Murat Tilev’in katılımıyla sadece dört kişiyle gerçekleştirdik. Peki, o zaman bu gemideki yapmakta olduğumuz işle şimdiye kadar hiç ilgisi olmayan Kerem, Merve ve Aziz’in ne işi var aramızda?

Eleştiride bulunanlara destek olacak ek bilgi vereyim: Kerem topu topu 19 yaşında. Sualtı arkeolojisi hakkında uzaktan yakından hiç bilgisi yok.Ve dalış  bile yapmıyor! Ne yapıyor Kerem bu gemide?

Eleştiride bulunanlara değil de bana sorarsanız Kerem ekibin en önemli üyelerinden birisi. Belki bilgileri o aktarmıyor ama kullandığımız ve hakikaten karmaşık olan bilgisayar sistemlerimizi o ayakta tutuyor. Sualtı robotumuz Abdül’ü o idare ediyor. Zaman zaman gerçekleştirdiğimiz sualtından canlı yayınları onun sayesinde başarıyla gönderebiliyoruz. Berta, Harun ve kendimi küçük görmek istemem ama bir yerde Kerem’in yaptığı görev belki bizimkinden daha önemli. Ve bu sözleri eleştirmenlerimin ‘ekipte konuyla ilgisi olmayan insanlar var’ diye tanımladıkları bir üye için söylüyorum…

Diğer iki üyem, Merve ve Aziz’de önemli proje için. Merve’nin 17 yıllık mankenlik geçmişi olduğu doğru, fakat bu geçmişi onu daha kötü bir dalgıç yapmıyor. Bilakis Merve tanıdığım en iyi dalgıçlardan birisi ve çalışmalarımızın organizasyonu onun omuzlarında. Aziz ise teknik ekipmanımızdan sorumlu. Onun sayesinde kompresörlerimiz işliyor, jeneratörlerimiz elektrik üretiyor, dalış malzemelerimiz gerekli emniyeti sağlıyor. Yineliyorum, bir takım çalışması olan ‘Anadolu’nun Sualtı Hazineleri’ Projesinde çalışmanın başarısı için her üye önemli. İster arkeolog olsun isterse mankenlik geçmişi olan başarılı bir dalgıç.

Sualtı arkeolojisini uzaktan yakından tanımayan ve ne olduğunu hiç bilmeyen kara arkeologlarına bir manken haliyle kolay bir hedef teşkil ediyor. Rahat koltuklarında oturan ve sualtının s’sini bilmeyen Prof. ünvanlı arkeologlarımız bayılıyorlar Merve’nin mankenlik geçmişini ön plana çıkarmaya.

Herneyse, eleştiri arkeoloji dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Başarılı bir çalışma da başarısı oranında eleştiri alır. Dolayısıyla ben aldığım eleştirileri bir iltifat olarak görüyorum ve sizlerle paylaşıyorum.