02 - 09 - 2001.  SOA 


Sonunda bu gün M.Ö. 1 yy. Roma Mermer Batığı üzerindeki çalışmalarımızı tamamladık. Ölçüm nişangahları, işaretleme sistemleri söküldü, değerli eserler Bodrum Müzesi'ne teslim edilmek üzere dikkatle çıkarıldı ve geminin geri kalan kısmı tamamen örtüldü. Bu işlemler sonuçlanmadan evvel geminin batışı ile ilgili önemli bir detayı sağlayacak olan incelemeyi de tamamladım. Ve sonuç benim tahmin ettiğim gibi çıktı! Açıklayayım:

Yazın öğleden sonra esen hakim rüzgarı kuzeybatıdan eser. Batığımızın Çakıl Burnu'nun güneydoğusunda olması beni bir çok gemi kalıntılarında gözlediğimiz üzere teknemizin bu burna çarpıp, sürüklenerek batmış olmasından şüphelendirdi. Kalıntının sahilde uzaklığı, dolayısıyla kayalara bir Lodos rüzgarı etkisinde çarpıp batmış olma olasılığını ortadan kaldırdı.Ve bu gün yaptığım gözlem ve inceleme de bu görüşümü kuvvetlendirdi, hatta, bana kalırsa, kesinleştirdi.

İlkönce basit bir deniz kuralını gözden geçirelim: Denizde rüzgar karşısında yönlendirilmeden başı boş bırakılan bir nesne  rüzgara en geniş alanını vererek rüzgarla sürüklenir.  Örneğin, bir sandal rüzgarlı birgünde denizin ortasına bırakılırsa, rüzgar onun en büyük alanını oluşturan teknenin bordasını (geniş olan yanını) yakalar ve tekne yan yan sürüklenir. Bu kural hiç bir zaman bozulmaz.

Peki, bu kuralın konumuzla ilgisi nedir? Eğer batığımız burna çarpıp su alırken battığı noktaya varsaydığım kuzeybatı rüzgarı ile sürüklenmişse, suyun altında rüzgara dik bir istikamette, yani kuzeydoğu-güneybatı aksı üzerinde olması gerekir.

Orkan bir sualtı pusulasını hazırlayıp dalışında geminin ( daha doğrusu kum üstünde görünen geminin yükü mermerlerin) duruş ekseninin rüzgara tam dik açıda olduğunu gözledi. Bu bilgi de, tam düşündüğüm gibi, geminin burna çarpıp, rüzgar tarafından sürüklendiği olasılığını arttıran bir belirti.

Sualtı arkeolojisinin iki ana hedefi var: Birincisi, tarih boyunca deniz ticaretini incelemek, öğrenmek. Deniz ticareti deyip geçmeyin; bu ticaretle medeniyetlerin yayıldığını, değişik kültürlerin birbirleriyle ilişkilerinin deniz ticareti ile sağlandığını aklınızdan çıkarmayın. İkincisi ise, insanoğlunun denize açıldığından, bilhassa yelkeni ve rüzgar gücünü keşfettik sonra tekne yapım tekniklerindeki değişme ve gelişmeler. Geminin batması ve batış sebebi, iki hedefe doğru da yardımcı olabileceği için ilgimizi fazlasıyla çekiyor ve bu bilmeceyi çözebilmemiz için zaman ve dalış harcamamızı haklı kılıyor.

Artık Roma Batığı'na elveda deme zamanı geldi. Son dalışta Gökhan ve Güzden yakınlarımızdaki modern (19. Yy.) bir batık üzerine şamandıra bıraktılar. Yarın onun üstünde ve çevresindeyiz.